Burgaz’dan Maliye’ye ’sektörde vergi mi kaçırılıyor’ başvurusu

April 25, 2009 by andajans1968

Burgaz Alkollü İçkiler, bazı firmaların bandrol düzenlemelerini ihlal ettiğini ve vergi kaçırdığını iddia ederek Maliye Bakanlığı ile Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’na (TAPDK) başvurdu.

Burgaz, bazı şirketlerin serbest bölgelerden ihracat yapıyormuş gibi kendi güdümündeki şirketlere satış yaparak, ardından ürünlerini free-shop’lardan bandrolsüz biçimde ülkeye soktuğunu öne sürdü. ANKA’nın edindiği bilgiye göre, Burgaz Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin Maliye Bakanlığı’na gönderdiği 16 Mart tarihli yazıda, alkollü içkilerde bandrol uygulamasına işaret edilerek, vergi kaybının önlenmesini amaçlayan bu düzenlemenin bazı firmalar tarafından ihlal edildiği öne sürüldü.

Bandrolsüz satış

Olayın “haricen öğrenilen bilgiye dayandığı” belirtilerek anlatıldığı yazıda, alkollü içkiler sektöründe faaliyet gösteren bazı firmaların, bandrol ve ÖTV ile ilgili mevzuat hükümlerini delmek ve vergi kaçırmak amacıyla, kendi güdümündeki firmalara ihracat yaptığını belirterek bandrolsüz olarak önce serbest bölgeye satış yaptıklarını ifade edildi. Serbest bölgedeki bu firmalar aracılığı ile bu kez free-shop’lara ürünün verildiği kaydedilen yazıda, “Yolcu beraberi uygulamasıyla, bu firmaların ürünleri fili olarak yurt içine bandrolsüz ve ÖTV’si ödenmemiş olarak giriş yapmaktadır” denildi. İhracat istisnasına ilişkin yasa hükmünün ihlali olan bu uygulamanın yasaya aykırılık teşkil ettiği bildirilen yazıda, şöyle denildi:

Vergiden kaçırılıyor

“Söz konusu firmaların serbest bölgeye sattıkları ürünlerin büyük bölümü, öğrendiğimiz kadarıyla yurt dışına gitmemekte, free-shop’lar aracı kılınarak yurt içine dönüş yapmaktadır. Böylelikle ÖTV Yasası, ÖTV Genel Tebliği ve 4733 sayılı yasanın 8’inci maddesi hükümleri açıkça ihlal edilmektedir. Haksız kazanç elde etmek maksatlı yapılan bu işlemlerin (ve kaçırılan verginin) cesameti, serbest bölgeden free-shop’lara satılan Türkiye menşeli ürünler ile free-shop’ların yurt içine giriş sırasında sattıkları (yolcu beraberi kapsamındaki yerli üretilmiş) ürün miktarlarının (Gümrük Müsteşarlığı kontrolündeki veri tabanında mevcut) kontrol edilmesi ile kolaylıkla tespit edilebilir.”

Uçakta duş nasıl alınır?

April 25, 2009 by andajans1968

Bir gazeteci bugüne kadar uçakta hiç kimsenin denemediği bir şeyi denedi
Dünyanın en büyük yolcu uçağı A380 havayolu seyahatine yeni bir boyut kazandırdı. Uçağın devasa gövdesi havayollarına çok farklı dizayn ve tasarım yapma imkanı verdi. Bazı havayolları A380’e duş bile koydu. Avustralyalı bir gazeteci bugüne kadar uçakta hiç kimsenin denemediği bir şeyi denedi ve 43 bin feet yükseklikte uçakta duş deneyimini yaşadı.
A380’nin first class kabininde iki adet banyo ve içinde duş bulunuyor ve bu duşları sadece first class yolcular kullanabiliyor. Duş almak 5 dakika ile sınırlı tutulmuş. Duş kabininde 5 dakikadan geriye doğru sayan ışıklı bir saat var. Ancak yolcu bir düğmeye basarak duşu istediği zaman durdurabiliyor. Bu ilginç deneyiminin gerisini havada duş alma deneyimini bizzat yaşayan bayan gazeteciden dinleyelim;
“Duşa girmek için soyunup, krem ve losyonlardan oluşan duş jellerinden istediklerimi seçtikten sonra duş keyfimi yapmak için hazırdım. Ancak duşumun kapısı düzgün kapanmadı, zor açılan musluktan da su gelmedi.
Bir havluya sarınıp kafamı kapıdan dışarı çıkardım ve bana yardımcı olacak birilerini aradım. Kabin görevlileri de denemesine rağmen duş çalışmadı. Birkaç adım uzaktaki diğer duşu kullanmamı önerdiler. Ancak diğer duşa first class yolcuların bulunduğu salondan geçerek ulaşılıyordu. Bütün bakışların bana döneceği kesindi. Bir duştan diğerine üzerimde havlu ile mi geçmeliyim yoksa giyinmeli miyim diye düşünmeye başladım.
Dünyadaki herhangi bir spa’da böyle bir sorun yaşanmaz. Ama havada bir uçağın içindeyseniz alışılmadık bir durumla karşı karşıyasınız demektir. Zaten toplum içinde çıplak kalma düşüncesi yeterince utanç verici bir durumken first class yolcuların arasından çıplak geçmek bu utanca yeni bir boyut kazandıracaktı. Sonunda üzerime tişörtümü giyip havluya sarınarak duştan çıkmaya karar verdim. Nihayet duşa girmeyi başardım. Çok sıcak ve keyifliydi. 5 dakikalık duş alma süresi olsa da banyoda 30 dakika geçirebiliyorsunuz.
Duştan sonra süitime döndüm. Yemeğimi yiyip bir filme başladım ama hem vakit azlığı hem de yapılan anonslar yüzünden filmi bitiremedim. Yine de A380’de yaptığım böyle bir uçuşu sıra dışı olarak niteleyebilirim.’
Bu ilginç deneyimi yaşayan gazeteci ‘ölmeden önce mutlaka yapılacaklar’ listesi hazırlayanlara ‘Uçakta duş almayı da mutlaka listenize ekleyin’ önerisinde bulunuyor.

Kaddafi yatırım için kesenin ağzını açtı, müteahhitler yeniden Libya’da

April 23, 2009 by andajans1968

Küresel kriz sebebiyle yurtdışı işlerinde daralma yaşayan iş dünyası rotayı yeni pazarlara çevirdi. 200 kişilik işadamı heyeti Dış Ticaret’ten sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’le birlikte Libya’ya çıkarma yaptı.

Heyetin yaptığı temaslarda Libya’yla ticaret hacmini önemli ölçüde artıracak serbest ticaret anlaşması imzalanması hususu masaya yatırıldı. Tüzmen, söz konusu anlaşmanın devrimin 40. yılının kutlanacağı önümüzdeki eylül ayında imzalanabileceğini kaydetti. Libya’nın önümüzdeki 6 yılda 180 milyar dolar alt ve üstyapı yatırımı yapacağını belirten Tüzmen, “Ticaret anlaşması Türk işadamlarının Libya’daki yatırımdan alacağı payı önemli ölçüde artıracak.” dedi. Malların ve hizmetlerin serbest dolaşımını içeren anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte gümrük vergileri düşürülürken bazı ürünlerdeki koruma uygulaması son bulacak.

İşadamları ile birlikte Libya’da temaslarda bulunan Bakan Tüzmen, Sanayi, Ticaret ve Yatırım Bakanı Muhammed Ali al Huvej ile bir araya geldi. Görüşmede Huvej, altı yıl boyunca her yıl 20 milyar doları devletin alt ve üstyapı yatırımları, 10 milyar doları ise özel yatırımların teşviki kapsamında 30 milyar dolarlık yatırım yapılacağını aktardı. Huvej, toplamda 180 milyar doları bulacak olan yatırımlar için gerekli kaynağın hazır olduğunu bildirdi. Libyalı bakan iki ülke arasındaki ilişkilerin serbest ticaret anlaşması ile başlamasını önerdi. Anlaşmanın Başbakan veya Cumhurbaşkanı’nın huzurunda imzalanması gerektiğine dikkat çeken Huvej, Türkiye ile Libya’nın Afrika ülkelerine yönelik yatırımlarda ortak hareket edebileceğini de kaydetti. Türkiye’nin son yıllarda yakaladığı siyasî ve ekonomik istikrarla Arap dünyasındaki etkinliğinin arttığına dikkat çeken Huvej, Libya’nın bu durumdan memnun olduğunu aktardı. Bakan Huvej, Türk firmaları için serbest sanayi bölgesi kurulması teklifinde bulundu. Oluşturulacak Bingazi Türk Sanayi Bölgesi’nin kurulması için finans desteği sağlayabileceklerini kaydetti. Huvej, bu bölgenin Afrika pazarına girişte kapı olarak kullanılabileceğini kaydetti.

Öte yandan Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı Başkent Doğalgaz Dağıtım ihalesini kazanan Elektromed Rus Gazprom’un ardından ortaklık için Libya’da nabız yokladı.

Türk firmalar petrol buldu

Ulusal Petrol Şirketi Başkanı Şükrü Gahnem ile yapılan görüşme sonrası açıklama yapan Bakan Kürşad Tüzmen de, Türk firmalarının bu ülkede araştırdığı kuyulardan birinde petrol bulunduğunu, diğer araştırmaların ise sürdüğünü aktardı. Libyalı başkan ise Türk işadamlarınn enerji sektörünün yanı sıra inşaat alanında da yatırım yapabileceğini kaydetti. İki ülke arasındaki kültürel ilişkilerin varlığına dikkat çeken Gahnem, karşılıklı olarak öğrenci mübadelesi yapılması önerisinde bulundu.

GM fabrikalarını kapayabilir

April 23, 2009 by andajans1968

ABD’li otomotiv şirketi General Motors, bu yaz, 9 haftaya kadar ABD’deki birçok fabrikayı geçici olarak kapatmayı planlıyor
Fabrika kapatmalarda, düşen satışlar ve satılmayan araçların stoklarda birikmesinin etkili olduğu belirtiliyor.

Uzmanlar, potansiyel iflas tartışmaları nedeniyle şirketin satışlarının daha da düşebileceğini ifade ediyorlar.

Fabrika kapatmalarının net tarihi belirtilmedi.

Patates ihracatına hastalık engeli

April 20, 2009 by andajans1968

Bulgaristan’ın, ‘patates siğili’ hastalığı nedeniyle Türkiye’den patates ithalatına sınır getirebileceği yönünde uyarıda bulunduğu öğrenildi.

Türkiye ise patates siğili hastalığı nedeniyle alınan önlemler konusunda Bulgaristan’a bilgi verirken, konuyu görüşmek üzere bir heyeti Türkiye’ye davet etti. Halk arasında ‘patates siğili-patates kanseri’ olarak adlandırılan ’synchytrium endosbitioticum’ hastalığı nedeniyle patateslerde siğil benzeri oluşumlar, kahverengi, çürük benzeri renkler oluşuyor.

Alışverişte pazar sendromu

April 20, 2009 by andajans1968

Özellikle de pazar öğleden sonraya dikkat
Yapılan araştırmaya göre, türkler en çok pazar öğleden sonra alışveriş yapmayı seviyor. ..

Visa Europe’un araştırmasına göre, Türkler en çok pazar günleri öğleden sonra alışveriş yapmayı seviyor.

Visa Europe tarafından tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını belirlemek amacıyla Türkiye, Polonya, Yunanistan ve İngiltere’de yapılan araştırmada, Türk tüketicilerin yaklaşık yüzde 32’sinin alışverişlerinde kart kullanımını tercih ettiği belirlendi.

Araştırma, erkeklerin kadınlara oranla kredi kartlarını daha sık kullandıklarını ortaya koydu. Kadınların yüzde 29′u kredi kartı kullanırken, bu oran erkeklerde yüzde 33′a çıkıyor. Tüketicilerin yüzde 60′ı halen en güvenilir ödeme aracının nakit olduğunu düşünüyor.

Verilerin nakit ödemenin İngiltere’de ”nesli tükenen” bir trend olduğuna işaret ettiği belirtilirken, araştırmaya katılanların yüzde 60′ı, Türklerin tam aksine, kart ile ödeme yapmayı tercih ediyor. Sadece yüzde 33′u alışverişlerinde nakit kullanıyor.

Türkler eşleriyle, Yunanlı ve İngilizler ise yalnız başına alışveriş yapmayı seviyor. Türkler alışveriş konusunda eşlerinin fikirlerini oldukça önemsiyor.
Araştırma sonuçları, Türk tüketicilerin günlerini planlamayı sevdiklerini ve günlük programlarına çok sadık olduklarını ortaya koydu. Türk erkekleri kadınlara göre daha planlı yaşıyor. Erkeklerin yüzde 69′u günlük planlarına sadık kalarak alışveriş yapmayı tercih ederken, kadınların ise yüzde 57’si bu şekilde davranıyor.

Türklerin kuyrukta beklemeyi sevmediği ifade edilen araştırmaya göre, Türk, İngiliz ve Yunan tüketiciler haftada bir kez, Polonyalı tüketiciler ise günlük olarak gıda alışverişi yapıyor. Giyim ile ilgili alışveriş verileri değerlendirildiğinde, Türk tüketiciler 3 ayda bir defadan da az, İngiliz, Polonyalı ve Yunan tüketiciler ise ayda bir kez giysi alışverişi yaptıklarını belirtti.

Araştırmaya göre, Türkler, alışveriş için en çok pazar günleri öğleden sonrayı tercih ediyor. Kalabalıktan hoşlanmayan ve kasa kuyruğu beklemek istemeyenler için Türkiye’de alışveriş için en uygun zaman Perşembe sabahı.

Fortis’in zararı 20,6 milyar Euro

April 15, 2009 by andajans1968

Küresel krizde zora girince Fransız BNP Baribas’a devri için anlaşma sağlanan Belçikalı Fortis Bank, 2008 bilançosunda 20,6 milyar Euro zarar açıkladı. Rekor zararın 9 milyarı, ABN Amro’nun geçen yıl çok düşük bedelle Hollanda hükümetine devredilmesinden kaynaklandı.

Banka, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg hükümetlerinin geçen yıl eylül-ekim aylarındaki başarısız kurtarma müdahalelerinde ve bu kapsamda yeniden yapılanma çabalarında da 3,5 milyar Euro zarar ettiğini bildirdi. Fortis, küresel krizde mali sektörün kâbusu haline gelen ‘zehirli varlıklar’ ve aktif değerlerinin revizyonu nedeniyle de 9,7 milyar Euro zarar yazdı.

TÜKETİCİLER HER YOLU DENİYOR

April 15, 2009 by andajans1968

Kart borcundan kurtulmanın yolu
Tüketiciler, biriken kredi kartı borcundan kurtulmak veya azaltmak için farklı yöntemler deniyor..
Tüketiciler, biriken ve ciddi boyutlara ulaşan kredi kartı borçlarını azaltmak ya da tamamen kurtulmak için birbirinden farklı yöntemlere başvuruyor.
Son aylarda kamuoyunun gündeminden hiç düşmeyen kredi kartı borçları, yüz binlerce kişiyi kara kara düşündürüyor. Tüketiciler, birkaç ay ödeyememeleri durumunda faiziyle birlikte tahmin bile edemedikleri rakamlara ulaşan kredi kartı borçlarından kurtulmak için kendilerince ya da bu durumdan kazanç sağlamaya çalışanlar tarafından geliştirilen yöntemlere yöneliyor.
Bazı firmalar, 32 milyar liraya ulaştığı belirtilen kredi kartı borçlarından para kazanmak, bu durumu lehlerine çevirmek için tüketicilere ulaşmaya çalışıyor. Firmalar, gazetelere reklam vererek, internet sitesi kurarak ya da mail göndererek binlerce kişiye ulaşıyor.
Kredi kartı borcunun ödenmesi konusunda ilk sırada altın alım-satımı geliyor. Bir altın ve finans firması, ”ticaret hukukuna uygun” olarak nitelendirdiği yöntemlerle tüketiciye nakit avans sağlıyor. Firma, örneğin kredi kartına bin liraya altın satıyor. Bin lirayı kredi kartına 12 ay taksitlendiriyor. Ardından yüzde 25 düşük fiyata 750 liraya hemen geri alıyor. Tüketici, böylece nakit paraya ulaşmış oluyor. Tüketici, yüzde 25 faiz ödediğini sanıyor, ancak faiz yüzde 33′ü buluyor.
RANDEVULU KREDİ KARTI BORCU ÖDEME
Başka bir firma da benzer şekilde para sağlıyor, ancak bunu randevulu sistemle yapıyor. Firma, altın ve pırlanta alım-satımı yaparak tüketiciye nakit para veriyor. Tüketici, taksitle pırlanta alıp peşin satarak hedeflediği paraya ulaşabiliyor. Firma bu işlemleri faizsiz yaptığını iddia ediyor.
Bursa’da bir spot mağazası da yerel gazetelere verdiği ilanla ulaştığı tüketicilere nakit para sağlıyor. Mağaza, kutusu açılmamış buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi, televizyon, doğal gaz sobalarını yüzde 50′ye varan değer kaybı ile peşin alıyor.
Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, Türkiye’de kredi kartı borcunun toplamda 32 milyar lira olduğunu, 15 milyar lirasını ödenemeyen borcun oluşturduğunu söyledi.
Kaya, 1 milyon 660 bin kişinin kredi kartı borcunu ödeyemediği için kara listeye alındığına değinerek, aslında bu rakamın 2 milyon 300 bin kişi olduğunu düşündüklerini, çünkü bankaların borç bildirimini geç yaptığını ileri sürdü.
”YASAL OLMAYAN SEKTÖR OLUŞTU”
Kredi kartı borçlarının bu noktaya ulaştığı bir ülkede tüketicilerin kendilerine göre ödeme yöntemleri geliştirdiğini dile getiren Kaya, şöyle konuştu:
”Tüketiciler borcunu ödemeye çalışıyor, bazıları bu durumdan servet kazanıyor. Altın, pırlanta ve beyaz eşya alım satımı yapılabiliyor. Tüketici, cep telefonu ve kontörü satan yerlerden belirli komisyonla para alıyor. Ürün alıyormuş gibi kredi kartına 12 ay taksit yaptırıp karşılığında yüzde 30 civarında komisyon ödeyerek nakit para alıyor. Tanıdıkları esnafa gidip kredi kartına borçlanıp belli miktar para sağlıyorlar. Düşünün, firma randevu ile çalışıyor. Bunun iki nedeni olabilir. Gerçekten ciddi taleple karşı karşıyalar ve nakit para için zaman istiyorlar. Ya da yasal olmayan iş yaptıkları için önceden önlem alarak iş yapıyorlar. Kredi kartı borcu ödenmesi konusunda yasal olmayan bir sektör oluştu. Bazı vatandaşlar da ay sonundaki borcunun ödenmesi gereken tutarını kredi kartından çekerek ödüyor. Borçla borcu kapatmaya çalışıyorlar.”
Kaya, bazı tüketicilerin evine gelecek haczi önlemek için işten ayrılmayı tercih ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
”İşten çıkarak tazminat alıyorlar ve borçlarını ödüyorlar. Bu da başka bir yöntem. Bazıları kredi çekiyor. Şu anda bankalar kredi kartı borçlarını aylık yüzde 2,5 faizle taksitlendiriyor. Oldukça yüksek bir faiz oranı. Bu konuda hükümetin olumlu adım atacağını umuyoruz. Yıllık yüzde 18 faizle taksitlendirme imkanı var. Tüketicilerin biraz daha sabretmelerini istiyoruz. Borç için değişik yöntemlere başvurmaya gerek kalmayacak.”

Sadece otomobil sigortasında krizde 459 müşteri sektörden çıktı

April 13, 2009 by andajans1968

Axa Sigorta CEO’su Cemal Ererdi, krizin yeni hissedilmeye başlandığı 2008’in son çeyreğinde sektörün, kaskoda 217 bin, trafik sigortasında da 242 bin poliçeden yoksun kaldığını söyledi.
AXA Sigorta CEO’su Cemal Ererdi, kriz nedeniyle 2008 yılının son üç ayında sadece kasko sigortasında, sektörün 215 bin müşteriden yoksun kaldığını belirterek, önümüzdeki dönemde şirketlerin ciddi prim açlığı çekeceklerini söyledi.
Krizin sigorta sektörü üzerindeki etkisine değinen Cemal Ererdi, sonuçlara bakıldığında yaşanan finans krizinden sigortacılığın önemli ölçüde etkilendiğini kaydetti. Cemal Ererdi, en önemli etkinin büyümede yaşanan düşüş olduğunu ifade ederek, 2008 yılında hayat dışı sigorta branşlarında gerçekleşen yüzde 6 büyümenin, sigorta sektörünün son yıllarda ilk kez rastladığı negatif büyüme olduğuna dikkat çekti. Olaya sadece büyüme açısından bakılmaması gerektiğinin de altını çizen Ererdi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Krizin, daha ziyade geçen yılın son üç ayını etkilediği varsayımıyla, bir çalışma hazırladım. Kasko branşında bir önceki sene 1 milyon 78 bin poliçe yazılırken 2008’in sonunda bu rakam 903 bin poliçeye düştü. Yani, 175 bin müşteri sektörden çıktı. Bir de geçen yılın son üç ayında satılan araçlar düşünüldüğünde ki, otomobil satışlarında da ciddi düşüş yaşandı, sektör; en az 217 bin civarında bir müşteriden yoksun kaldı. Bu rakamlar sadece geçen yılın son üç ayına ait.”
Hasar yapan müşteri kaldı
Cemal Ererdi, trafik sigortasında da benzer bir durumun yaşandığını belirterek, burada da kaybın 142 bin poliçe olduğunu açıkladı. 2 milyon 675 bin trafik poliçesi yazan bir sektörün 142 bin poliçe kaybettiğini, trafiğe çıkan 101 bin aracı da sigortalayamadığını vurgulayan Ererdi, “Bu da toplam 242 bin trafik poliçesinin kaybedildiği anlamına geliyor. Dolayısıyla sigorta sektörü önümüzdeki dönemde çok ciddi prim açlığı içinde olacak ve sorun yaşayacaktır” dedi. Cemal Ererdi, 2008’in son üç ayında primin azalması nedeniyle fiyat rekabetinin arttığını da belirterek, rekabeti nedeniyle kasko sigortasında fiyatların, poliçe başına yüzde 5.6 düştüğünü bildirdi. Tüm bunların sonucunda kasko branşındaki küçülmenin yüzde 22’yi bulduğunu ifade eden Ererdi, “Dolayısıyla bu durum, şunu beraberinde getiriyor. Hasar olasılığı az olan yani, poliçe yapmamaya tahammül edebilen müşteriler sektörden gitmiştir; hasar olasılığı fazla olan müşteriler sektörde kalmıştır. Demek ki, önümüzdeki dönemde sigorta şirketlerinin hasar ilişkilerinde ciddi bozulmalar olacaktır” şeklinde konuştu.
Ortak hareket edilmeli
Cemal Ererdi, krizin etkisinin, sektörün büyüklüğü ve hasarlardaki artış dışında sahte hasarda yaşanacağını da kaydetti. Dünyada bu tür hasarların özellikle kriz dönemlerinde arttığına dikkat çeken Ererdi, önümüzdeki dönemde Türkiye’de de benzer bir gelişimin yaşanacağının altını çizdi.
Finansal krizin karlılığı da olumsuz etkileyeceğini söyleyen Ererdi, bu konuda da şunları kaydetti: “Sigorta sektörü, yıllar itibariyle özkaynak karlılığında hiçbir zaman enflasyonun üstünde bir getiri sağlayamamıştır. 2008 sonu itibariyle de özkaynak karlılığı yüzde 10.1’dir ki, bu da enflasyon kadardır.”
Cemal Ererdi, felaket senaryoları çizmek istemediğini, ancak önemli bir kriz yaşandığını belirterek, tüm şirketlerin bu problemin üstesinden gelinmesi için ortak düşünce içine girmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
AIG olayından ders alınması gerekir
CEMALErerdi, tüm dünyada sigorta sektörünün krizden ciddi anlamda etkilendiğini belirterek, örnek olarak da AIG Sigorta’yı gösterdi ve şunları söyledi:
“Özellikle AIG olayı incelendiğinde, aktüeryal yaklaşımın yanlış yapılması durumunda, bir sigorta şirketinin ne duruma düştüğünü görüyoruz. Bu önemli bir örnektir. AIG, yaklaşımını, mortgage için kredi alan kişilerin parasal zorluğa düşüp, kredilerini geri ödememesi üzerine kurgulamış; ancak gayrimenkullerin değerinin düşeceğini hesaba katmamıştır. Bu da şunu gösteriyor ki, sigortacılık, ciddi teknik içeriği olan ve aktüeryal hesaplara dayanması gereken bir meslektir. Yine dünyaya baktığımızda, kriz nedeniyle sigorta şirketlerinin yatırım alanındaki gelirlerinin düştüğünü, borsa performanslarının gerilediğini görüyoruz. Nitekim, son bir yıl içinde sigorta şirketlerinin piyasa değerleri yüzde 60 ila 70 arasında düşmüştür.”
390 milyar TL prim yazdık 430 milyar hasar ödedik
CEMALErerdi, krizin etkisinin en çok kasko sigortasında kendini gösterdiğine değinerek, bu konuda şunları söyledi:
“Bir taraftan sektördeki büyümenin küçülmesi, diğer taraftan şirketler arasında yaşanan fiyat rekabeti hasar sonuçlarını da ciddi anlamda etkileyecektir ve şirketlerin hasar ödemeleri önümüzdeki dönemde artacaktır. Mesela kasko branşını örnek alırsak, geçen yılın sonu itibariyle sektör; 390 milyar TL prim yazmıştır, 430 milyar da hasarla karşılaşmıştır. Bu da gösteriyor ki, önümüzdeki dönem sigorta sektörü açısından daha zor geçecektir.”

Tanıtıma aldanmayın, fotoğraf makinesinin özellikleri internette başka, kutuda başka

April 13, 2009 by andajans1968

Her geçen gün sayıları artan ve Türkiye’nin dört bir yanında giderek büyüyen elektronik marketlerde yaşanan satış sonrası sıkıntı tüketici şikâyetleri arasında neredeyse birinci sıraya yükseldi. Pahalı reklam ve promosyon kampanyalarıyla açılışları yapılan bazı mağaza zincirlerinde yeni bir aldatmaca dikkat çekiyor.
Ürün için ön araştırma yapmak isteyen müşterinin internet sitesinde karşılaştığı özellikler ile mağazadaki etiket bire bir örtüşürken, satın alındıktan sonra kutudan farklı özelliklere sahip cihazlar çıkabiliyor. Ürünü satın alanlar, iade konusunda zorluklarla karşı karşıya kalıyor.

Bunun en çarpıcı örneği geçtiğimiz günlerde iki tüketicinin birden aynı gün başına geldi. Uzun zamandır fotoğraf makinesi almak için elektronik marketlerin internet sitelerini inceleyen C.S., Darty’de bir fotoğraf makinesi beğendi. Optik zoom özelliği 5X görünen makineyi ertesi günü giderek satın aldı. Nikon Collpix S600 füme dijital fotoğraf makinesini açtığında optik zoomun 5 değil 4X olduğunu fark etti. Yine M.Y. de, kendisi için bir ses kayıt cihazı almak için internet araştırması yaptı. Olympus VN6500 PC ses kayıt cihazının 1 GB değil, 522 MB olduğunu gördü. Tüketici mahkemesine dava açmaya hazırlanan iki müşteri, karşılarında muhatap bulamamaktan yakınıyor. Tüketici dernekleri de benzer şikâyetler aldıklarını ve satış sonrası sorunların acilen düzeltilmesi gerektiğini ifade ediyor. Konuyla ilgili görüşülen Darty yetkilileri de çözüm olarak ürünlerin alındığı mağazaya geri götürülmesini önerdi. Ancak internet sitesinde halen aynı ürünler ile ilgili verilen yanlış bilgiler düzeltilmedi.
Elektronik marketlerin üssü olmaya aday Türkiye’de 10 milyar dolarlık pazardan yerli ve yabancı oyuncular pay kapma yarışında. Her gün binlerce ziyaretçiyi ağırlayan marketlerin, sonrasında müşteri şikâyetleriyle yeterince ilgilenmemesi sıkıntıya sebep oluyor. Müşteriler, internetteki sikayetvar.com sitesine girerek sesini ilgililere duyurmaya çalışıyor. İstanbul Beyoğlu’nda elektronik marketten, 1.350 liraya cep telefonu alan Fuat Gündoğan, bir hafta sonra tuş takımı sorunu sebebiyle cihazı mağazaya götürdü. Sıvı teması olduğu belirtildi ve 50 lira teknik servis bedeli talebinde bulunularak telefon tamir için geri istendi. Gündoğan, cihazı teslim aldığında tuş takımının düzeldiğini ancak bu kez kamerasının bozulduğunu gördü. Cihazın tekrar servise gönderilmesinden birkaç gün sonra “Telefonunuz sıvı temasından ötürü garanti dışıdır.” denilerek iade edildi. Tüketici Kanunu’na göre üç kere aynı arızadan tamire gönderilen telefonda tüketici bedel iadesi ya da bire bir değişim talep edilebiliyor. Elektronik market açıklama olarak, satış sonrası hizmetlerin, ürünün distribütörü veya üreticisi tarafından belirlenen yetkili servisler tarafından verildiğini belirtiyor. Mağazanın açıklamasında, “Garanti dışı görünen cihazın bakımı ücretli yapılmıştır. İlgili yasada ürün, ayıplıysa fatura tarihi itibarıyla ilk 30 gün içinde veya 1 yıl içinde aynı arızadan ikiden fazla, farklı arızadan dörtten fazla ve garanti süresince altıdan fazla farklı arıza oluşursa müşterimizin değişim hakkı oluşabilmektedir.” deniliyor.
15 gün içinde cep telefonu bozulan Emel İridağ da şaşkın. 589 liraya aldığı telefonun ekranının bozulması üzerine mağazaya götüren İridağ, “Ben ürünü geri götürdüğüm zaman 3 kişi daha yeni aldığı cihazlardan şikâyetçiydi. Aldatılıyoruz.” diyor. Mehmet Çemen de 300 liraya aldığı fotoğraf makinesinin objektifinin bozulması üzerine geri götürdüğünde şaşırtıcı bir cevapla karşılaşıyor: “Biz bu ürünü tamir edemeyiz; çünkü siz objektife makas gibi bir şey sokmuşsunuz.” 300 liraya aldığı ürünün tamiri için 216 liralık fatura çıkarılmasına bir anlam veremeyen Çemen, mahkemeye başvurmakta kararlı.